🕌 Namaz Vakitleri
Yükleniyor...

Hz. Üzeyir Peygamber

📺 Canlı Yayın CANLI

Canlı Yayını İzle

Yayına gitmek için tıklayın

Yayına Git

📜 Hadis-i Şerif

حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، قَالَ أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي سَالِمٌ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا أَعْجَلَهُ السَّيْرُ فِي السَّفَرِ يُؤَخِّرُ الْمَغْرِبَ حَتَّى يَجْمَعَ بَيْنَهَا وَبَيْنَ الْعِشَاءِ‏.‏ قَالَ سَالِمٌ وَكَانَ عَبْدُ اللَّهِ يَفْعَلُهُ إِذَا أَعْجَلَهُ السَّيْرُ‏.‏ وَزَادَ اللَّيْثُ قَالَ حَدَّثَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ سَالِمٌ كَانَ ابْنُ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ يَجْمَعُ بَيْنَ الْمَغْرِبِ وَالْعِشَاءِ بِالْمُزْدَلِفَةِ‏.‏ قَالَ سَالِمٌ وَأَخَّرَ ابْنُ عُمَرَ الْمَغْرِبَ، وَكَانَ اسْتُصْرِخَ عَلَى امْرَأَتِهِ صَفِيَّةَ بِنْتِ أَبِي عُبَيْدٍ فَقُلْتُ لَهُ الصَّلاَةُ‏.‏ فَقَالَ سِرْ‏.‏ فَقُلْتُ الصَّلاَةُ‏.‏ فَقَالَ سِرْ‏.‏ حَتَّى سَارَ مِيلَيْنِ أَوْ ثَلاَثَةً ثُمَّ نَزَلَ فَصَلَّى ثُمَّ قَالَ هَكَذَا رَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي إِذَا أَعْجَلَهُ السَّيْرُ‏.‏ وَقَالَ عَبْدُ اللَّهِ رَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم إِذَا أَعْجَلَهُ السَّيْرُ يُؤَخِّرُ الْمَغْرِبَ، فَيُصَلِّيهَا ثَلاَثًا ثُمَّ يُسَلِّمُ، ثُمَّ قَلَّمَا يَلْبَثُ حَتَّى يُقِيمَ الْعِشَاءَ فَيُصَلِّيَهَا رَكْعَتَيْنِ ثُمَّ يُسَلِّمُ، وَلاَ يُسَبِّحُ بَعْدَ الْعِشَاءِ حَتَّى يَقُومَ مِنْ جَوْفِ اللَّيْلِ‏.‏
Abdullah İbn Ömer (r.a.)'in şöyle dediği nakledilmektedir: "Resul-i Ek­rem Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yolculuk sırasında, acelesi varsa, akşam namazını geciktirip yatsıyla birlikte (cem' ederek) kıldığını gördüm." Hadisi İbn Ömer'den rivayet eden Salim de "Abdullah da yolculuk halinde iken aynı şeyi yapardı." demiştir. [-1092-] İbn Şihab'dan nakledildiğine göre Salim şöyle demiştir: "İbn Ömer Müzdelife'de akşam ile yatsı namazlarını (cem' ederek) birlikte kılardı." Salim anlatıyor: "İbn Ömer bir defasında akşam namazını geciktirdi. O zaman hanımı Safiye bint. Ebu Ubeyd sıkıntı içinde olduğu için yardım istemişti. Ben yolculuk sırasında iki defa namaz vaktinin girdiğini ve kılmamız gerektiğini hatırlattığım halde ikisinde de devam etmemi istedi. Bu şekilde iki veya üç MİL ilerledikten sonra bineğinden inip namazını kıldı ve şöyle dedi: "Yolculuk sırasında acelesi olduğu zaman Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in tıpkı bu şekilde namaz kıldığını gördüm. Akşam namazını geciktirir ve üç rekat kılıp selam verirdi. Sonra çok az bir süre bekleyip yatsı namazına başlar ve iki rekat kılıp selam verirdi. Gece kalkıp İbadete başlayıncaya kadar da artık hiçbir nafile namaz kılmazdı
tur-bukhari • Sahih al Bukhari • No: 1091

Hazret-i Ermiyâ'ya Talebe Oldu

Şa’yâ Aleyhisselâm’ın Yahudîler tarafından şehid edilmesinden sonra Cenab-ı Allâh, İsrâiloğullarına Ermiyâ Aleyhisselâm’ı nebî (peygamber) olarak gönderdi. Ermiyâ Aleyhisselâm Mescid-i Aksâ’da insanlara vaaz etmeye, Tevrât’ı öğretmeye ve ders okutmaya başladı. Uzeyr Aleyhisselâm’ın babası Şureyhâ oğullarının ellerinden tutup Hazret-i Ermiyâ’ya getirdi. Onlara ilim okutması için o Yüce Peygamber’e teslim etti. Uzeyr Aleyhisselâm, büyük bir aşk ve şevk ile Ermiyâ Aleyhisselâm’dan ders okumaya başladı… Şa’yâ Aleyhisselâm’ın ağaç mu’cizesini gördükleri halde hakikate inanmayan ve gözleri dönmüş olan Yahudiler, Ermiyâ Aleyhisselâm’ın vaaz, nasihat ve tavsiyelerine kulak asmadılar. Şımarık Yahudîler, kendilerine öğütler veren Hazret-i Ermiyâ’ya sövdüler, binbir türlü hakâret ettiler. Yine bir gün Ermiyâ Aleyhisselâm ders verirken Yahudîler, geldiler. O yüce peygambere hakaret ettiler. O’nu kürsüden indirdiler ve O’na; -“Sen bilmez misinki biz nasihat eden kişileri sevmeyiz,” dediler. Sövmekle içleri rahat etmeyince onu yakaladılar. Onu dövdüler. Sonra da o yüce peygamberin mübârek elleri ve ayaklarından bağladılar. Onu hapse attılar. Talebelerini dağıttılar. Uzeyr Aleyhisselâm, ağlaya ağalaya eve geldi. İyi niyetli insanlar azınlıktaydı. Ermiyâ Aleyhisselam’ın başına gelenlere pek kimse aldırış etmedi. Çoğu seyirci oldular. Uzeyr Aleyhisselâm’ın babası Şureyhâ gibi bazı iyi niyetli kişiler, engel olmak istedilerse de mânî olamadılar. Yedikleri dayak onlara kâr kaldı… Eşrâf, “Neme lazım” diyordu. Uzeyr Aleyhisselâm evine gelip babasından ders almaya başladı. Okumuşları; -“Bu böyle gitmez! Peygamberlerini, âlimlerini ve mürşidlerini öldüren, ilim talebelerini dağıtan, ilim yuvalarını yasaklayan bu millete Allâh yakında büyük bir belâ verecektir. “Neme lazım” diyen bir milletin iflah olması mümkün değildir,” diyorlardı. Öyle oldu… Allâh, azıtan, sapıtan, kendilerine gönderilen peygamberleri öldüren ve kendilerine doğru yolu gösteren o yüce insanları hapseden Yahudîleri, mecusî olan bir kulu ile terbiye etti. Yahudîlerin başına Buhtunnasr’ı musallat etti. Yahudîlerin Maruz Kaldıkları Fitneler Kendilerine gönderilen peygamberi öldüren, âlimlerine zulüm eden ve kendilerine nasihat eden sâlih kullara işkence eden Yahudîlerin başına Cenab-ı Allâh, mecûsî, zâlim, gaddar ve saldırgan kulu Buhtunnasr’ı musallat etti… Yahudîler, tarihte üç büyük mağlubîyet yaşadılar. Zamanı geldiği zaman son bir büyük mağlubiyet tadacaklardır. Yahudîlerin yaşadıkları ilk fitne, belâ ve musîbet hakkında Cenab-ı Allâh şöyle buyurmaktadır: وَقَضَيْنَا إِلَى بَنِي إسْرائِيلَ فِي الْكِتَابِ لَتُفْسِدُنَّ فِي الْكِتَابِ لَتُفْسِدُونَ فىِ اْلاَرْضِ مَرَّتَيْنِ وَلَتَعْلُنَّ عُلُوًّا كَبِيرًا(4) فَإِذَا جَاءَ وَعْدُ أُولاَهُمَا بَعَثْنَا عَلَيْكُمْ عِبَادًا لَنَا أُولِي بَأْسٍ شَدِيدٍ فَجَاسُوا خِلاَلَ الدِّيَارِ وَكَانَ وَعْدًا مَفْعُولاً “Biz, Kitap (Tevrât)ta İsrailoğullarına: Sizlere, yeryüzünde (Şam toprağında ve Beyt-i Makdiste) iki defa fesat çıkaracaksınız ve azgınlık derecesinde bir kibre kapılacaksınız, diye bildirdik.” “Bunlardan ilkinin zamanı gelince, üzerinize güçlü kuvvetli kullarımızı gönderdik. Bunlar, evlerin arasında dolaşarak (sizi) aradılar. Bu yerine getirilmiş bir vaad idi.” Buhtunnasr altıyüzbin bayrak ile geldi. Şâm ve Yahudûlerin meskün oldukları bütün yerleri birer birer aldı. Kudüs’ü kuşattı. Zamanla halk aciz kalıp şehrin kapılarını ona açtılar. O da şehre girip, savaşanları öldürdü. Yahudîleri geniş bir yere topladı. Hapishânelerdeki mazlum insanları dışarıya çıkardı. Hepsine suçlarını sordu ve sonra salıverdi. Ermiyâ Aleyhisselâma sordu: -“Suçun neydi?” Ermiyâ Aleyhisselâm: -Suçum, kavmime nasihat etmek, öğütlerimi kabul etmedikleri zamanda Cenab-ı Allâh’ın Buhtunnasr’ı onların başına musallat edeceğini onlara haber vermekti. Buhtunnasr, sordu: -Benim geleceğimi nereden biliyordun? -Rabbim haber verdi. -Benden bir dileğin var mı? -Kavmime emân verirseniz çok sevinirim. -Kavmine emân (günvence) veremem. Sana eman veriyorum. İstediğin yere gitmekle serbestsin, dedi. Ermiyâ Aleyhisselâm; -“Ben dâima Rabbimin emânındayım. Ona tevekkül ettim. Beni koruyacak olanda O’dur”, deyip yürümeye başladı. Giderken son kez dönüp Yahudîlere baktı. Feryad ediyorlardı. İyiside kötüsüde ağlıyordu. Hep ağlıyorlardı. Zelil ve hakîr olmuşlardı. Ermiyâ Aleyhisselâm onların o kötü durumana sevinemedi. Kendisine binbir türlü kötülüğü revâ gören Yahudîlerin başına gelen felâketten dolayı üzüldü. Gözleri yaşlarla doldu. Ve ağlamaklı bir sesle şöyle söylendi: -“Keşke milletim bana tabi olsalardı. Onlarda bugün Cenab-ı Allâh’ın güvencesi altında olurlardı. Hiçkimse onlara zarar veremezdi”... Ermiyâ Aleyhisselâm’ın büyük bir üzüntü ve keder ile oradan ayrıldı. Sonra Buhtunnasr, Yahudîlere döndü: -Ey Yahudîler, siz ne kötü bir milletsiniz ki, size doğru yolu gösteren Peygamberleri öldürüyor veya hapsediyorsunuz. Bende şimdi sizleri kılıçtan geçireyim de aklınız başınıza gelsin, dedi ve eli silah tutan bütün Yahudileri kılıçtan geçirin emrini verdi. Ermiyâ Aleyhisselâm’a zulüm eden Yahudî kralının gözlerinin önünde bütün ailesini binbir işkence ile öldürdü. Yahudî kralını öldürmek isteyen askere engel oldu: -“Onu öldürmeyin. Gözlerini çıkarın, kör edin. O’nu götürün en ağır işlerde çalıştırın. Zâlimler, kolay kolay can vermemelidir,”dedi. Yahuda kralının gözlerine mil çektiler. Kralı kör olarak esirlerin arasına kattılar. Yahudîlerin gözlerinin önünde Tevratı yaktı Kırk bin kadar âlimi şehid etti. Mescid-i Aksâ’yı yıktı, altın, gümüş ve mücevherleri aldıktan sonra harâbelerini ateşe verdi. Sonra askerlerine emretti, bütün şehri ateşe verdiler. Yahudîler, cayır cayır yanan Kudüs-ü şerife gözyaşlarıyla baktılar. Peygamberlerin ve âlimlerin evladından yetmişbin genci esir alarak komutanlarının arasında bölüştürdü. Bu yetmiş bin gencin içinde Uzeyr Aleyhisselâm ile Hazret-i Danyâl’da vardı. Sonra halkı ikiyüzyetmişbin (270000) kişi halinde üç gruba böldü. Bir kısmını öldürdü. Bir bölümünü Şam topraklarında iskân etti. İkiyüzyetmişbin kişiyi de esir aldı. Yahudîlerin çoğu Kudüsten kaçıp, Mısır Firavnu A’rece sığındılar. -“Bizim babalarımız, peygamber, evliyâ, ulemâ ve beylerdi. Buhtunnasr, memleketimizi istilâ etti. Memleketimizde taş üzerinde taş bırakmadı. Sana sığındık bizi koru,” diye yalvardılar. Firavn A’rec; -“Peyamberlerin, evliyâ’nın, âlimlerin ve beylerin çocukları ve torunlarına hizmet etmek benim için büyük bir şereftir,”dedi. Kaçıp Mısır’a giden Yahudîler, için, Buhtunnasr, Mısır Firavnu A’rece, -“bazı kölelerim kaçıp senin memleketine gelmişlerdir. Onları bana geri gönder,” meâlinde bir metkup gönderdi. A’rec: -“Bunlar köle değil, peygamber, evliyâ, ulemâ ve beylerin çocuklarıdır. Bunları kimseye veremem,” diye cevab yazdı. Buhtunnasr, -“Bunlar! Peygamber, evliyâ, ulemâ ve beylerin çocukları olsalardı, Şa’yâ Peygamberi bıçkı ile doğramaz, kendilerine nasihat eden doğru yolu gösteren Ermiyâ Aleyihsselam’ı zindanlara atmazlardı,” dedi. Mısır ile savaş açtı. Mısır’ı istilâ etti. Mısır firavununu mağlup etti. Şamdan kaçıp Mısıra gelen bütün Yahudîlerin birçoğunu kılıçtan geçirdi. İşine yarayan erkekleri köle; kadın ve kızları câriye edip beylerine paylaştırdı. Buhtunnasr, Mısır’da Ermiyâ Aleyhisselam ile karşılaştı. O’na ilişmedi. Sadece sordu: -“Ne geziyorsun burada?” -“Bunlara nasihat etmek istedim, belki doğruyu kabul ederler”, diye

📖 Kur'an'dan Bir Ayet

اَوْ كَالَّذ۪ي مَرَّ عَلٰى قَرْيَةٍ وَهِيَ خَاوِيَةٌ عَلٰى عُرُوشِهَاۚ قَالَ اَنّٰى يُحْي۪ هٰذِهِ اللّٰهُ بَعْدَ مَوْتِهَاۚ فَاَمَاتَهُ اللّٰهُ مِائَةَ عَامٍ ثُمَّ بَعَثَهُۜ قَالَ كَمْ لَبِثْتَۜ قَالَ لَبِثْتُ يَوْمًا اَوْ بَعْضَ يَوْمٍۜ قَالَ بَلْ لَبِثْتَ مِائَةَ عَامٍ فَانْظُرْ اِلٰى طَعَامِكَ وَشَرَابِكَ لَمْ يَتَسَنَّهْۚ وَانْظُرْ اِلٰى حِمَارِكَ وَلِنَجْعَلَكَ اٰيَةً لِلنَّاسِ وَانْظُرْ اِلَى الْعِظَامِ كَيْفَ نُنْشِزُهَا ثُمَّ نَكْسُوهَا لَحْمًاۜ فَلَمَّا تَبَيَّنَ لَهُۙ قَالَ اَعْلَمُ اَنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ
Yahut o kimse gibisini (görmedin mi) ki, bir şehre uğramıştı, altı üstüne gelmiş, ıpıssız yatıyordu. "Bunu bu ölümünden sonra Allah, nerden diriltecek?" dedi. Bunun üzerine Allah onu yüz sene öldürdü, sonra diriltti, "Ne kadar kaldın?" diye sordu. Oda: "Bir gün, yahut bir günden eksik kaldım." dedi. Allah buyurdu ki: "Hayır, yüz sene kaldın, öyle iken bak yiyeceğine, içeceğine henüz bozulmamış, hele eşeğine bak, hem bunlar, seni insanlara karşı kudretimizin bir işareti kılalım diyedir. Hele o kemiklere bak, onları nasıl birbirinin üzerine kaldırıyoruz? Sonra onlara nasıl et giydiriyoruz?" Böylece gerçek ona açıkça belli olunca: "Şimdi biliyorum ki, Allah her şeye kadirdir." dedi.
Bakara (2:259)

Ziyaretçi İstatistikleri

Toplam Ziyaretçi
10,609
Bugünkü Ziyaretçi
15
Şu An Çevrimiçi
0

📖 Ziyaretçi Defteri

M
Üzeyir Peygamber Ziyareti, tarihi ve manevi değeriyle mutlaka görülmesi gereken bir yer. Sessiz, huzurlu ve bakımlı bir ortam sunuyor.emeği geçen herkesten allah razı olsun
M
Üzeyir Peygamber Ziyareti, tarihi ve manevi değeriyle mutlaka görülmesi gereken bir yer. Sessiz, huzurlu ve bakımlı bir ortam sunuyor.
A
Çok güzel bir eser yapılmış emeği geçen herkesten Allah razı olsun
×